METAK KOJI ĆE BITI ISPALJEN NA BALKANU ODVUĆI ĆE REGION NA NEPOVRATAN PUT

A
0
0
0

Objavljeno:6. Novembra 2021.

A
1680 pregleda
METAK KOJI ĆE BITI ISPALJEN NA BALKANU ODVUĆI ĆE REGION NA NEPOVRATAN PUT

Autor: Bošnjaci.Net

OTVORENO PISMO ČOVJEČANSTVU: Genocidi, masakri i brojni zločini protiv čovječnosti dogodili su se u Bosni i Hercegovini između 1992.-1995. godine neposredno uz Evropu i neposredno prije novog milenijuma. Niko nije mogao predvidjeti da će zapadna civilizacija ostati ravnodušna prema takvim zločinima. Stotine hiljada Bošnjaka je to moralo platiti svojim životima i domovinom.

Samo u genocidu nad Bošnjacima u Srebrenici, gotovo deset hiljada civila je masakrirano za nekoliko dana i gotovo 50 hiljada žena podvrgnuto sistematskim silovanjima, pored preko 2.000 djece ubijene snajperskim mecima tokom rata.

Nakon svih ovih događaja, Dejtonski sporazum, koji je potpisan uz pritisak međunarodne zajednice kao nagrada ubicama, uvukao je Bosnu i Hercegovinu u nesistematičnost, neizvjesnost i nestabilnost.

Danas se neko sprema da krene u akciju da se vrati ono što se desilo u Bosni i Hercegovini ne mnogo nego prije samo 29 godina. Prave se planovi i stvara ambijent za razbijanje zemlje, vraćanje zemalja, za koje su hiljade heroja stradale, i za ponovno u krvoproliće.

Na jučerašnje dešavanje podsjećaju nedavne izjave i inicijative srpskog člana Predsjedništva Milorada Dodika, posebno one o formiranju vojske u srpskom entitetu, koji čini 49 posto teritorije Bosne i Hercegovine. Podsjećaju da su srpski četnici i njihovi saradnici svim teškim naoružanjem Jugoslovenske narodne armije usred Evrope pljuštali smrću i razaranjima bespomoćne civile.

Danas Bosna i Hercegovina nije ona bivša Bosna i Hercegovina, kao što Bošnjaci nisu nekadašnji bespomoćni Bošnjaci… Oni koji žele da ostvare svoje ciljeve prolivanjem krvi i zločinima protiv čovječnosti treba dobro da znaju, da su Bošnjaci koji nisu oklijevali da stotine hiljada svojih života ostave na bojnom polju za nezavisnost Bosne i Hercegovine i žrtvuju jednu generaciju da održe ezan sa minareta, jači, vjerniji i odlučniji nego ikada prije.

Bošnjaci su narid mnogo civilizovaniji, evropski i poštuju ljudska prava od onih koji im pokušavaju dati civilizacijsku lekciju. Oni su mnogo osjetljiviji na masakre koji su se dogodili tik uz njih od onih koji su zatvorili oči i uši pred tim. Zato sinovi i kćeri Alije Izetbegovića nemaju ni najmanje straha ni od rata ni od neprijatelja!

Međutim, također je očigledno da će metak koji će biti ispaljen na Balkanu odvući region na nepovratan put. Sprječavanje ovoga je prije svega humana dužnost.

S obzirom na gorka iskustva koja je međunarodna zajednica ostavila na ovim prostorima, Bosna i Hercegovina nema drugu podršku, prijatelja i pouzdanika osim Turske. Podrška naše domovine najveća je snaga Bošnjaka iz Bosne i Sandžaka. Treba jasno skrenuti pažnju onima koji sviraju ratne bubnjeve i podržavati ih iza kulisa da Bosna i Hercegovina i Bošnjaci nisu sami.

Najveća želja balkanskih iseljenika koji su pronašli mir pod turskom zastavom je da isti mir imaju i njihova braća koji žive u zemljama njihovih djedova.

S poštovanjem,
Udruženje Turska Bosna Sandžak iz Istanbula

U nastavku je original teksta i u prilogu su udruženja i vakufi koji su podržali ovo pismo.

TÜRKİYE KAMUOYUNA AÇIK MEKTUP: 1992-1995 yılları arasında Bosna Hersek’te yaşanan soykırımlar, katliamlar ve nice insanlık suçu Avrupa’nın yanıbaşında, milenyum çağının eşiğinde meydana geldi. Kimse Batı uygarlığının böylesi bir vahşete kayıtsız kalacağını öngöremedi. Bunun bedelini ise yüzbinlerce Boşnak canıyla ve yurtlarıyla ödemek zorunda kaldı.

Srebrenica Boşnak Soykırımı’nda birkaç günde katledilen on bine yakın sivil, sistematik tecavüzlere maruz bırakılan yaklaşık 50 bin kadın ve keskin nişancı kurşunlarıyla can veren 2 binin üzerinde çocuk…

Tüm bu yaşananların ardından katillere ödül verircesine, uluslararası kamuoyunun baskılarıyla imzalatılan Dayton Anlaşması ve beraberinde Bosna Hersek’i içine sürüklediği sistemsizlik, belirsizlik, istikrarsızlık…

Çok değil, bundan sadece 29 yıl önce Bosna Hersek’te yaşananları bugün birileri yine yaşatmak için harekete geçmeye hazırlanıyor. Ülkeyi parçalamak, uğruna binlerce kahramanın şehit düştüğü toprakları yine kan gölüne çevirmek için planlar yapılıyor, ortam oluşturuluyor.

Ülkenin üç devlet başkanından biri olan Sırp Milorad Dodik’in son günlerdeki açıklama ve girişimleri; Bosna Hersek topraklarının yüzde 49’unu elinde bulunduran Sırp Entitesi’nde ordu kurulacağına dair ifadeleri bize dünü hatırlatıyor. Avrupa’nın orta yerinde Yugoslavya Halk Ordusu’nun tüm ağır silahlarıyla savunmasız sivillerin üzerine ölüm yağdıran Sırp çetnikleri ve onların işbirlikçilerini…

Bugün ne Bosna Hersek eski Bosna Hersek, ne de Boşnaklar eski savunmasız ve çaresiz Boşnaklar… Kan dökerek, insanlık suçu işleyerek amaçlarına ulaşmak isteyenler çok iyi bilmelidir ki; Bosna Hersek’in bağımsızlığı için yüzbinlerce canını toprağa bırakmaktan çekinmeyen, minarelerde ezan sesinin dinmemesi için bir nesli feda etmiş Boşnaklar her zamankinden daha güçlü, inançlı ve kararlıdır.

Boşnaklar kendilerine medeniyet dersi vermeye çalışanlardan çok daha medeni, Avrupalı ve insan haklarına saygılıdır. Yanıbaşlarında yaşanan katliamlara gözünü, kulağını tıkayanlardan çok daha duyarlıdır. Bundan ötürüdür ki Alija İzetbegoviç’in evlatlarının ne savaştan, ne de düşmanlardan zerrece korkusu yoktur!

Ancak; Balkanlarda patlayacak bir merminin bölgeyi geri dönüşü olmayacak bir yola sürükleyeceği de ortadadır. Bunun önüne geçilmesi her şeyden önce bir insanlık vazifesidir.

Uluslararası toplumun bu topraklarda bıraktığı acı tecrübeler göz önüne alındığında Bosna Hersek’in Türkiye’den başka dayanağı, dostu ve kader ortağı yoktur. Anavatanımızın desteği Bosnalı ve Sancaklı Boşnaklar için en büyük güçtür. Bosna Hersek’in ve Boşnakların yalnız olmadığı, savaş tamtamları çalanların ve onları perde arkasında destekleyenlerin dikkatine net bir şekilde sunulmalıdır.

Ay yıldızın gölgesinde huzur bulan muhacirlerin en büyük dileği ata topraklarını emanet ettikleri kardeşlerinin de aynı huzura sahip olmalarıdır.